Bilimsel açıdan Dua:
İbn-i Sina'ya göre nın etkisi, dünyevı eğilimlerle semavi sebeplerin birlikte çalıştığı bir sonuç olarak ortaya çıkar. esnasındaki yalvarış gökküreleri üzerine, tıpkı insanın hayal gücünün kendi vücudu üzerine tesir etmesi gibi büyük kainatın kanunlarına göre fiziki bakımdan tesir eden ruhi bir etki olarak görülür.
, keyfiyetine, şiddetine ve güçlü söylenişine bağlı olarak ruh ve cismimizi etkiler.
nın güçlü frekansının niteliğini, şiddet sınırına değin tanımak kolaydır. Fakat, nın keyfiyeti yeryüzünde henüz tanınmamıştır. Çünkü biz başkasının aşk ve imanını ölçecek bir araca sahip değiliz. Bununla beraber, eden bir kişinin yaşamında izlediği yol, bize onun Allah'ın huzurunda yaptığı nın keyfiyeti hakkında bilgi verebilir." (Carrel, : 45)
Konu ile ilgili Marinier şunları yazıyor:
" eden birey tarafından, tartışılmaz sübjektif bir realite olarak tecrübe edilen derin varlığın bu ortaya çıkışı, genellikle, kendisinden hemen önce bahsettiğimiz uykuya meylin peşinden gelen bir fenomende tecessüs uyandıran bir doğrulanma bulur. Burada beden ısısının yükselmesi söz konusudur. Beden ısısının bu yükselişi, harici bir tahrik ile, hatta alışılmış anlamda bir iç tahrik tarafından sebep olunmadığı nispette ilgi çekicidir. Bu ısının yükselişi, aksine genel olarak varlığın, içinde bu tahrikin oluştuğu bölgelerinin bir nevi sükfinete ermesiyle eş zamanlıdır Bu, gerçekte o anda ruhi yaşantıyı canlandıran ve onun aracılığıyla beden üzerinde etki yaratan özel bir endişe, özel bir fikir veya muayyen bir his değildir. Daha ziyade buradan, belirsiz ve ilgisiz (?) -en azından belli bir dileği kendine konu almadığından- belli bir özlem, merkezi süreçlerin, hatta varlığın çekirdeğinin bir canlanması söz konusudur. eden kimseyi, nın başlangıcında gerekli olan elbisesini çıkartmaya zorlayabilir. Bu işin yapılmasına, diğer bütün zihni etkinlikleri felç eden bir serinkanlılık içinde imkan verir. Bununla birlikte biz henüz, herkesin açıklamasını yaptığı bu olgu hakkında, istatistik gözlemlere sahip değiliz. Fakat yeterli sayıdaki süjenin, eyleminin farklı safhalarında kendilerinin gözlemlerine müsaade etmeleri ölçüsünde, bu tür gözlemleri elde etmek kolay olacaktır.
Eğer beden ısısının yükselmesinin moleküler hareket hızının artmasına uygun düştüğü ve harici bütün tahriklerin dışında, merkezi bir süreç tarafından meydana getirildiği hadisesi düşünülürse bundan, nın sonsuz derecede küçüğün dünyasında bulunan bazı şeyleri harekete geçiren bir fonemen, tüm beşeri nebülozun hızlanışını da bizzat sürükleyen hareket olduğu neticesini çıkarmamız gerekir. Isının yükselmesi sadece, fiziki hayatın ve ruhun sınırlarında meydana gelen molekül ve atomlara değin bir çalkantının dışa aksetmiş ve gözlenen bir işaretidir. Bu tıpkı, varlığın enerji çekirdeğinin daha hızlı bir döneme hareketi tarafından tahrik edilip de, hep kendi yörüngelerinde seyreden parçacıkları gittikçe artan hızıyla yörüngelerinden uzaklaştırarak, beşeri yapıda artan bir önemi haiz olmaya başlamasına benzer. Isının yükselişinin kaba bir tezahürünü teşkil ettiği enerji çekirdeğinin bu hızlanışı, insanı fizik planında, psikolojik düzlemde derin varlığın ortaya çıkması şeklinde tasvir ettiğimiz duruma uygun düşecekktir." (Marinier, : 40)
Hz. Peygamber (s.a.v.) " ibadetin beynidir" buyuruyor. (Tirmizi, : 1) Bir önceki bölümde bu hadis-i şerif üzerinde durup bazı açıklamalarda bulunmuştuk. Burada yine ile beynin ilişkisi üzerinde duracağız. Mariinier, konu ile ilgili olarak şunları yazıyor
Sübjektif tecrübe, nın,çıkış noktası beyineik bölgesinde olduğu zannolunan, geçtiği yol ise, omurgalar vasıtasıyla dış sinir uçlarına kadar uzanabilecek olan sinirsel dalgalar meydana getirmeye elverişli olduğunu, inkar edilmez bir biçimde, göstermektedir. İrade ve beyinde neşredilen ışın dalgalarının fotoğrafını çekmenin veya daha da iyisi, sinir akımını filme almanın mümkün olmasını bekleyeduralım, bu sonucun gerçekliği, ürperrdiğimiz bir durumda kolaylıkla gözlenebilir bir refleks tarafından açığa vurulur; tüyleri harekete geçirici refleksi söylemek istiyoruz. Genel olarak bu refleks, tüyleri dikleştirici, kasların sinir dokusu tarafından bizzat tahrik edilen kah kısmı, kah genel bir büzülmeden ibarettir. Pilomoteur refleks özellikle merkezi açıdan incelenmiş ve onun, en çok soğuk, korku, bazı şeylerin bunaltması, vb. dış uyarılarla; duygusal ve estetik hisler tarafından meydana getirildiği belirtilmiştir. Bununla birlikte, bu refleksin merkezi uyarılar tarafından, yani menşeinde bulunan harici uyarıların hayalı tasavvuru ile de tahrik edilebilir olduğu anlaşılmıştır. Pilo-moteur refleks böylece hem beyinle ilgili bir refleks, hem de sympathigue bir reflekstir. Etki yaratmak için hayali tasavvur zorunlu olmaksızın, nın pilo-moteur refleksi vücudun bütün yüzeyinde harekete geçirilebilmesi ayrıca ilginçtir. Açık bir istek veya belirli bir fikirle bağlantılı, özel bir heyecan fazla gerekli değildir. Çünkü belirtmiştik ki, söz konusu refleks, her türlü hayali, her türlü düşünceyi veya eşya ile alakalı her türlü duyguyu sistemli bir biçimde kendisinden uzaklaştırmış olan varlık, sadece kendi değişmez gerçeğinin saf bir algılanışına ulaşmaya çaba sarfettiğinde de meydana geliyordu. Tamamıyla kişisel olarak, varlığın bizzat kendisiyle özdeşleşmesi, seraba bir boşluk "ben"in "ben" huzuruna çıkması veya varlığın kendi nihaı yalınlığına sıkışması gibi tecrübe edilen bu fiilde, pilo-moteur refleks ilgisiz heyecanın ya da konusu olmaksızın kendisine ulaşılmış olan heyecanın dış belirtisi olarak görülür. Şüphesiz normal dan, ilgisiz veya konusu olmayan bir heyecandan, çok kesin olarak bahsedilemez; fakat az önce yapmış olduğumuz önemli açıklama yine de faydalıdır; zira söz konusu bizzat ilgisiz bir uyarmanın harekete geçirdiği bu ilgisiz heyecana ulaşmak için, alelusul heyecan yaratan şeylerden tedrici bir uzaklaşma meydana getirir. Böylece başka yollardan, önceki gözlemlerimizden elde ettiğimiz sonuçlara benzer neticelere ulaşıyoruz. Sinirsel ve duygusal anlamda da , en ince ve en küçük merkezı safhaları devreye sokar. Sympathigue kolon ve sırt-bel iliği vasıtasıyla, asabı tepkisini pilomoteur refleksin ifade ettiği sinir uçlarına kadar onları devam ettirir ... , şok tedavilerin veya hormonal sıvı zerketmenin meydana getirdiği sonuçları düşündüren etkilere sahip olabilir. Buna karşılık, sıhhat yerindeyse, vücudun gücünü artırır ve ona, alışılmadık idrak imkanları veya normal olmayan işleri başaracak liyakatta güç ve kudret kazandırır," (Marinier. : 40-44)
ABD ordu arşivlerine intikal eden şu olay düşündürücüdür:
II. Dünya Harbi sırasında olayı bizzat yaşayan Uçankale'nin pilotu Binbaşı Linberg anlatıyor:
"Bir gün dokuz kişiden ibaret olan uçankalemizle Avustralya üzerinde uçuyorduk. Aniden bir arıza meydana geldi. Düşüş o kadar çabuk oldu ki, ancak kurtarma sandallarına binecek kadar zaman bulabildik. Yanımızda ne bir lokma ekmek, ne de bir damla su vardı. Hepimiz ne yapacağımıza şaşırmıştık. Yalnız içimizde bulunan makineli tüfek onbaşısı Dallaslı Hernandez kaza olduktan sonra etmeye başlamıştı. Bir müddet ettikten sonra kurtulacağımızı bize müjdeledi. Bunun üzerine biz de hep birlikte etmeye başladık. Böylece üç gece aç susuz geçti. Tam üçüncü günün akşamı takattan kesileceğimiz anda uzaktan sandallar göründü. Bunların, yaklaşınca Avustralyalı yerliler olduğunu farkettik ve bizi kurtardılar.
Buraya nasıl geldiklerini sorduğumuzda yerliler şöyle cevap verdiler:
"Üç gün önce balıktan eve dönerken içimizde garip bir his bize buraya kadar gelmemizi ihtar ediyordu. İşte bizde bu sese kulak vererek buraya kadar geldik ve sizi bulduk." İslam tarihinde bunun gibi milyonlarca olay yaşanmıştır.
Kaynak: Rauf Pehlivan - nın Esrarı
0 yorum:
Yorum Gönder
Uyarı: Yorumlar önce yönetici onayından geçmektedir. Reklam içerikli ve İslam Ahlakına aykırı yorumlar silinecektir. İyi niyetli yorumlarınız için şimdiden teşekkür ederiz. Allah razı olsun. Google hesabı olmayan arkadaşlar yorumlama biçimini Adı/URL seçip yorum yazabilirler. URL'yi boş bırakabilirsiniz.