19 Aralık 2009 Cumartesi

Dua'nın Kaynağı Hadistir

Selamün Aleyküm Arkadaşlar

Şöyle bir baktımda 10 Kasım gününden bu yana hiçbir paylaşımımız olmamış. Çok yoğun çalışmalarımdan dolayı yazmaya fırsat bulamadığım için sizlerden özür diliyorum.

Çalışmalarım dedim. Onlardan biraz bahsedeyim.

Dua'nın kaynağının hadis olduğu aşikar bir gerçek nitekim Kur'an bile Rasulullah'ın(a.s.m) bize aktardıkları vahiy değil mi ? İşte hem Kur'an-ı Kerim'de hem de Hadis'te duaya ne kadar önem verildiğine dair bir çok yazılar yazdık.

Çalışma sürecim hadis sitesi üzerine idi. 6.000 e yakın kütüb-i sitte hadislerini bir araya getirdik kategorilendirdik. Ravileri ve Kaynaklarıyla güzel bir site yaptık. Şu an sitenin bir kaç eksiği mevcut. Onları da zamanla gidereceğiz.

En önemli eksiği site içi arama olmaması. Onun üzerinde de çalışmalarım devam ediyor.

Google şu an için sadece anasayfamızı indekslemiş. Yani arama sonuçlarında daha çıkmıyor sitemiz. O yüzden sizin desteğinize ihtiyacımız var. Arkadaşlarınıza tavsiyeleriniz ve sitemizin ziyaretçi sayısının artması Google'ın siteyi daha hızlı indekslemesine vesile olacak. Çünkü Google algoritması sitede ziyaretçilerin geçirdiği süreyi hesaplayabiliyor. Ne kadar çok gezen olursa da site değerlidir diyor Google. Böylelikle indeksi hızlandırıyor.

Gelelim sitemizin adresine. www.ilkvahiy.net sitemiz artık bir İslami Kültür Forumu olma yolunda ilerliyor. Biz de sitemiz üzerinde her geçen gün çalışıyoruz. Hadis sitemiz ise http://hadis.ilkvahiy.net olarak subdomaine kurduk. Bu adresten 6.000 e yakın hadisi okumanız mümkün. Kaynaklarıyla eş zamanlı olarak facebookta arkadaşlarınızla paylaşabilir ve yazıcıdan çıktı alabilirsiniz. Yakında hadisi e-mail olarak gönderme sistemi de kurulacaktır.

Dua'nın Kaynağı Hadis ise hadislere önem verip hadisleri ihya etmemiz gerekiyor. Hadisleri kaynaklarıyla öğrenmek için sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Kısa bir sürede Hadislerimiz Toplam 16,459 kere görüntülenmiştir. Bu sayı zamanla inşaallah milyonları bulacaktır.

Selametle...

10 Kasım 2009 Salı

Dua Zinciri

Dua Zinciri Oluşturmaya Ne Dersiniz ?

Selamün Aleyküm Arkadaşlar, Dua Günlüğü olarak adımıza yakışır bir uygulama başlatmak istiyorum. Dua zinciri yaparak birbirimize dua edelim inşaallah. Aşağıdaki yazıyı okuyunca birbirimize dua etmenin ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz.

Bu dua zinciri eline ulaşan kişi http://www.duagunlugu.com/2009/11/dua-zinciri.html adresine girsin ve duasını konumuza eklesin lütfen. Böylelikle bizden sonraki gelen herkese bir dua edelim. Örneğin 150 kişi dua etti. 151. gelen kişi inşaallah 151 kişinin duasından nasiplenecektir. Herkes benden sonraki gelecek arkadaşlara diyerek duasını etsin. Ağızdan etmemiz önemli fakat konuya yazarsak sizlerin şevkinden diğer arkadaşlar da şevklenecek ve güzel bir zincir olacak inşaallah. Aynı arkadaşlar defalarca girip girip dua yazabilir. Çünkü bu zincirde en sonda olmak daha makbul çünkü ne kadar dua varsa son girenlere edilecek. Tekrar tekrar edilmesi de hayır olacaktır inşaallah.

İlk duaya başlıyorum : "Allah'ım senin yolunda hayrı arayan arkadaşlarımıza yardım. Onları doğruluktan saptırma. Dünya ve Ahirette güzellikler ver. Hayırlı bir evlat, hayırlı bir eş, hayırlı rızk ve hayırlı bir ölüm nasip et. Benden sonra gelen arkadaşlarıma selam olsun. Allah ibadetlerimizi makbül eylesin. Amin"

MÜ'MİNLERİ BİRBİRLERİNE ETTİĞİ DUANIN ÖNEMİ

Cenab-ı Rabbül Alemin Hz. Musa’ya:

“Ya Musa bana günahsız bir ağızla dua et!” diye buyurdu.

Musa (a.s.):“Yarabbi bende öyle bir ağız yok ki, sana nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim,” dedi.

Bunu üzerine Allah’ü Teala:

“Başkalarının ağzıyla dua et çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olmazsın, öyle hareket et ki diğer insanlar gece gündüz sana dua etsinler. Veya kendi ağzını temizle, Allah’ın (c.c) adı temizdir onu zikrederken ağız temizlenir,” buyurdu.


Ümmü Derda (ra)’dan rivayete göre, Resulullah (sav) efendimiz buyurmuştur:

دعوة المسلم لأخيه بظهر الغيب مستجابة عند رأسه ملك موكل، كلما دعا لأخيه بخير، قال الملك الموكل به، آمين و لك بمثل..


“Bir müslümanın, bir din kardeşine gıyabında yaptığı DUA kabul olunur. Başında vazifeli bir melek vardır. Kardeşine hayır DUA’da bulunduğu vakit, bu melek: ‘AMİN’ der. Ve: ‘Senin için de bir misli olsun’ der.” Müslim-Ebu Davud Tac c 5 s 210


Hadisin Tirmizi’deki metninde hafif bir değişiklik var ki şöyledir:

إن أسرع الدعاء إجابةً دعوة غائب لغائب..


“En çok kabul edilen dua, din kardeşin gıyabında yapılan duadır” Ebu Davud-Tirmizi: Tac c 5 s 211




Efendimiz (sav), Ömer (ra) umre yapmak üzere kendisinden müsaade almaya geldiğinde Resulullah (sav): (لا تنسانا يا أخي من دعائك) “Kardeşim bizi duandan unutma” diye kendisinden dua istemiştir. Hz. Ömer der ki: (كلمة ما يسرني أن لي بها الدنيا) “Bu, bir sözdür ki, bedelinde dünya verilseydi, o kadar sevinmezdim” buyurur. Ebu Davud-Tirmizi: Tac c 5 s 211



Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dil ile dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. [Tergibüs-salât]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Bir Müslümanın din kardeşinin arkasından ettiği hayır dua kabul olur. O dua edince, bir melek, “Âmin, kardeşin için istediğinin aynısı sana da verilsin” der.) [Müslim, Tirmizi, İbni Mace]

(Allah ile arasında perde bulunmayan iki dua vardır. Biri mazlumun duası, diğeri de kişinin din kardeşinin gıyabında yaptığı duadır.) [Taberani]

29 Eylül 2009 Salı

En Güzel Duayı Bebekler Eder

Bu başlık biraz garibinize gitmiş olabilir. Bundan maksadımı izah etmeye çalışacağım. Tabi ki bu sözümüzden maksad normal insanlara kıyasendir. Peygamberler gibi yüksek mertebeli insanlar bahsimizden hariçtir.

Şimdi bir bebek düşünün. Daha ağzında dişleri yok. Annesini emen bir bebek. Konuşamaz, derdini tam olarak anlatamaz. Çünkü derdini anlatmaktan bile acizdir. İşte o anlamsız hareketleriyle bir şeyler anlatmak ister. Annesi onun acıktığını, altını pislettiğini, gazının olduğunu veya uykusunun geldiğini hemen anlar. Çünkü onun yavrusudur ve yavrusunu tanır.

Bebek yaşı büyüdükçe annenin ona karşı ilgisi azalır. Çünkü artık bebeklikten kurtulmuş ihtiyaçları azalmaya başlamıştır. Bazı şeyleri kendisi yapabilme kudretine erişmiştir. 15 yaşına gelmiş bir birey altını pisletmeyecek, yemeğini kendi yiyebilecek vs. gibi gelişim gösterecektir. Çocuk güç yetirdiği nispette annenin ilgisi azalacaktır.

O halde acziyet şefkati celbeder bir nitelik taşır. O yüzden acziyeti olanlara acır yardım ederiz. Oysa bize verilen bu duygu Allah'ın merhametinin 1/100nün insanlığa verilmiş halidir. Peki bu acziyete insan bu kadar ilgi gösterir de hakiki Şefik olan şefkati alemleri saran Erhamürrahim olan Allah ne kadar ilgi gösterir bir düşünün.

İşte bir bebeğin annesine gösterdiği acziyet o kadar saf ve içtendir ki o nispette annesinden ilgi görür. Biz insanlar aynı o bebek saflığında acziyetimizi içten ve saf bir biçimde Rabbimize sunsak O annelerimizden bile şefkatli olduğundan daha çabuk bizlere cevap verecektir.

Buradan bizim çıkarmamız gereken ders şudur. Dua'nın en makbülü acziyetin bilinerek yapıldığı duadır. Tıpkı bebekler gibi acziyetimizi bilerek dua etmektir.

Rabbimiz, bizlere annelerine acziyetini ifade eden bebekler gibi saf ve içten kendisine dua etmeyi, nasip etsin inşaallah.

Allah'a emanet olun.

Selametle...

Cihan KÜSMEZ

12 Eylül 2009 Cumartesi

Başkası için Dua Etmek Kendine Dua Etmektir

Selamün Aleyküm Arkadaşlar,

Günahkar insanların duası gafleti nisbetinde kabul olmama ihtimalinin yüksek olduğunu biliyoruz. Rabbimiz bizi bu durumdan şöyle kurtarmak istemektedir. "Bana günahsız bir ağızdan dua edin." Bunu söyleyen Peygamber Efendimiz'e (a.s.m) Sahabeler : "Ya rasulullah biz günahsız değiliz ki." Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.m) : "Mü'minin mü'mine duası günahsız bir ağızdan yapılmış gibidir."

Şimdi bunu dikkatle düşünelim. Bundan murat nedir acaba ?

Bakınız bu sırra paralel olarak Fatiha suresini gösterebiliriz. İyyake nabüdü ve iyya ... diye giden ayeti hatırlayın. nabüdü derken ibadet ederiz diye çoğul kullanırız. Oysa namazı yalnız kılarken abüdü demiyoruz. Burada bir çelişki var gibi dursa da dinimiz çelişkiden münezzehtir. İbadet ederim anlamına gelen abüdü yerine ibadet ederiz anlamına gelen nabüdü kelimesini söyleriz. Çünkü islam bizdeki eneden(benlik) kurtulup nahnüye (biz) geçmemizi ister. Yani her şeyi toplumla, halkla düşünmek esasındadır.

Bu bencillikten kurtarır nitelikteki nabüdü Peygamberimizin(a.s.m) hadisini tasdikler niteliktedir.

O halde bizler sık sık birbirimize dua etmeliyiz ki bencillik damarlarımız kırılsın. Bizler küs olduklarımıza dua etmeliyiz ki dualarımız daha makbul ve daha kıymettar olsun. Küs olduklarımıza ettiğimiz dualar inşaallah barışmaya dahi vesile olur.

Hele hele şu güzel Ramazan ayında birbirimize dua etmek ne güzeldir.

Rabbimiz bizleri duadan ayırmasın.

Selametle...

06 Eylül 2009 Pazar

Dua ve Şükür

Dua ve Şükür dinimizde çok önemli iki kavramdır. Kur'an-ı Kerim'in bir çok yerinde ne kadar az şükrediyorsunuz gibi ayetler zikredilmektedir. Diğer yandan yine Kur'an-ı Kerim'de duayı öven ayetler de mevcuttur.

Bir çok kişi tarafından şükür sadece nimete, başka bir değişle kendi lehine olan bir şeye karşı teşekkür etmek gibi algılanmaktadır. Çevremizde bir cenazede elhamdülillah diyeni az görürüz. (Şu güne kadar ben gördüğümü de hatırlamıyorum.) Ya da çok zina iftirası gibi ciddi bir iftiraya uğrayanın elhamdülillah dediği görmedik.

Bir islam alimi olan Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri eserlerinde : "Elhamdülillahi alel külli hal" diyor. Yani her durumda elhamdülillah. Biz bu şükrü öğrensek acaba her koşulda söyleyebilecek miyiz ? Nasıl evi soyulan biri bu sözü söyleyecek ?

Yine Gavsul Azam Evliyaların Babası Abdülkadir Geylani Hazretleri öyle bir makamda idi ki. Kendi için dua etmezdi. Onu edepsizlik olarak görmekteydi. (Bunu lütfen yanlış anlamayın ve uygulamaya kalkmayın riyaya ve hataya düşmek ihtimali var.) Nitekim Allah'tan gelen her şeye razı olan Nefs-i Kamile ulaşmış biri olarak sadece Allah'tan gelenlere şükrediyordu. Çünkü O Rabbini çok iyi tanıyordu. O'nun isteyeceklerini ve istediklerini Rabbi çok iyi bilirdi. Şükür'e duadan çok daha fazla zaman ayırıyordu.

Buradan bizlerin çıkarması gereken ders kesinlikle kendiniz için dua etmeyin demek değildir. Buradan çıkan ders: "Dua şükür ile taçlandırılmalıdır." Dua kendi başına olsa bazen menfaat için edilebiliyor. Eğer şükür ile taçlandırılsa sadece menfaat için edilen duayı keser ve sırf lillah için olan bir duaya kalbeder.

O halde dualarımızda şükür halinde olmamız gerektiğini unutmayalım.

Allah'a emanet olunuz.

Selametle...

Cihan KÜSMEZ

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Neden Sahura Kalkıyoruz ?

Ramazan Ayı geldi. Sahur ve İftarlar başladı. Bugünkü konumuzda sahura neden kalktığımızı irdeleyeceğiz.

Sahur bildiğiniz gibi gece kalkılıp imsaktan önce yenen yemeğe verilen addır. Sahur yemeği hadislerde çokca övülmüş ve bizlere sahur yemeği tavsiye edilmiştir. Şimdi gelin sahur yemeği ile ilgili hadis-i şeriflere bir göz atalım.

Sahur-hadisleri (Sahurun fazileti)
(Sahura kalkın, sahurda bereket vardır.) [Buhari]

(Sahurda yemek yiyerek, oruç tutmanıza yardımcı olun!) [Beyheki]

(Sahur yemeğine kalkmak, Allahü teâlânın size bağışladığı berekettir, bunu kaçırmayın!) [Nesai]

(Yedikleri helal olmak şartı ile hesaba çekilmeyecek üç kişi; oruçlu, sahur yemeği yiyen ve Allah yolunda nöbet tutandır.) [Nesai]

(Elbette sahur yemeği mübarektir.) [İbni Hibban]

(Bir lokma olsa da sahur yemeği yiyin! Çünkü onda bereket vardır.) [Deylemi]

(Müminin sahurunun hurma ile olması ne güzeldir.) [Ebu Davud]

(Allahü teâlâ, sahura kalkanlara rahmet eder.) [Taberani]

(Sahur yemeği mübarektir. Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa sahura kalkın! Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salât ve selam ederler.) [İ.Ahmed] (Yani Allahü teâlâ, sahura kalkanları mağfiret eder, melekler de onlar için dua eder.)

Gördüğünüz gibi hadislerde ısrarla bir lokma bile olsa sahur yemeği yenmesini ve ramazanda gece kalkılmasını tavsiye etmiştir.

Şimdi bunu düşünmek gerekir. Neden Peygamber efendimiz (a.s.m) sahur'a kalkmaya bu kadar önem veriyor. Hikmet yönü açık. Ramazanda yaşanacak şiddetli açlığı önlemek. Bu aşikar fakat bundan başka bir şey murat edilmiş olunabilir mi ?

Tabi ki

Bildiğiniz gibi dua etmenin en güzel zamanı insanların büyük bir kısmının gaflette olduğu zaman da Rabbimize dua etmektir. Ramazan ayı da dua ayıdır. İnsanların uykuda olduğu bir zamanda bizler Rabbimizin emri olan orucu tutmak için sahur yapıp, sahur yemeğinin bereketini kazandığımız gibi inşaallah teheccüd namazı gibi ibadetlerle de geceyi ihya edebiliriz. Sahur'un en güzel manası da budur. Hem sahur yemeğini yiyip o gecede içten ve sessiz bir şekilde dua etmek Rabbimizin en çok hoşuna giden ibadetlerdendir.

Sahur vakti yemeğinin yanı sıra Dua'nın zirve olduğu andır. Bu anda edilen dua hem Ramazan olması, hem insanların gafletinin olduğu an olması dolayısıyla çok makbul ve Rabbimiz tarafından çok beğenilen bir ibadettir.

Öyle ise Sahurlarımızı karnımız şişinceye kadar yemek ve suyla doldurmak Sahur'un manasına terstir. O kadar yiyeceğin üstüne uyumak ise vücuda zulümdür. Sahur'da bir lokma bile olsa yiyin denmesinin manası yemeyecekleri yedirmeye teşviktir. Yoksa uyutmayacak kadar çok yiyin demek değildir.

Ama ne acıdır ki Sahurlar iftar sofrası gibi süslenir ve çok aşırı yemek yenilir. Sonuç şişkin mide ile uyuyamayan insan rahatsızlanır mide ağrısı vs. ağrılar çeker. Ramazan sonunda da kilo aldığından şikayet eder. Ramazan'a kilo alma ayı diyenler bile vardır.

İnşaallah Alla bizlere Sahur'un manasını doğru anlayanlardan eyler. Sahur karnımız şişinceye kadar yemek yenen sofra değil. Aksine az yenilen bereket sofrasıdır. O vakti taçlandıran ise teheccüd namazı üzerine edilen duadır.

İnşaallah sahur vakitlerinde Teheccüd ve Dua'ya devam ederiz.

Allah hepimizin yardımcısı olsun.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

İftar Duası

İftar Duası, Oruç Duası, İftar Duası Meali, İftar Duası Arapça, İftar Duası Video

Selamün Aleyküm Arkadaşlar

Öncelikle Mübarek Ramazan Ayı'nın tüm Ümmet-i Muhammed'e hayır getirmesini Cenab-ı Haktan niyaz ediyorum.

Bugünkü konumuzda Ramazan ile alakalı olan iftar duasını sizlerle paylaşmak istiyorum. İnşaallah sofralarımızda iftar'a dakikalar kala garip bir sevinç ve heyecan içinde bulunduğumuz dakikalarda bu duayı ederek inşaallah orucumuzu kemale erdiririz.

İftar duasının arapça metnini tam olarak bulamadım. Sadece bir kısmı verilmiş. Bir cümlesi arapça metinde eksiktir. İnşaallah en kısa sürede eksik kısmı da tamamlayabilirim. Eksik olan kısım bazı kaynaklara göre okunmayan kısımdır. Bu yüzden arapça metnini bulamadım sanırım.

Lafı uzatmadan arapça metni verelim.

İftar Duası Arapça Metin


İftar Duası Türkçe Okunuşu (Latince)

Allâhümme leke sümtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızgıke eftartü veli savmi ğadin neveytü fağfir limâ kaddemtü vemâ ahhertü.

Not: Yukarıdaki kırmızı ile yazılmış bölüm arapça metnimiz içinde geçmeyen bölümdür. Kırmızıyla yazılmış olan yeri de duamızda okumamız önemlidir.

İftar Duası Türkçe Meali

Allah'ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım, Senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Yarının orucuna da niyet ettim, benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla.

İftar Duası Video

Bu bölümde internette bulduğum iki tane güzel türkçe iftar duasını sizle paylaşacağım.







İnşaallah videolarımızı beğenmişsinizdir.

Allah'a emanet olunuz.

--------------------------

Birkaç cümle ile sitem : Bu yaptığımız işleri reyting adına nefsimiz adına yaptığımızı iddia edenler var. Eğer biz burada program download, illegal içerik, iddia, knight online, chat, kadın-kız muhabbeti vs. yapsak onlar nefis ve reyting adına olmazdı hiç şüphesiz(!) Nedense din adına bir şey yapınca reyting oluyor, nefis oluyor adı.

Hatasızız demiyoruz. Ama yapılanı eleştirmek yerine siz daha iyisini yapın. Bilirsiniz ki çürütme muhalefeti mide bulandırır. En güzel muhalefet beğenmediğinin daha iyisini yaparak muhalefet etmektir. Bizim elimizden gelen budur. Daha iyisini yapacak olan gelsin bizle hayırda yarışsın. Ama iyisini yapamayacak olan da ebede kadar sussun. Çünkü hayır konuşmuyor.

Allah hepimizi islah etsin.